Sizde Hiç Su Böreği Yemiş Miydik?


 Belki bundan 50-60 yıl önce âkil bir insan Konya'dan Ankara'ya taşınmış. Ankara'da işi olan Konyalılar önce bu âkil insanı ziyaret eder, yol yordam sorarlarmış. O devirde navigasyon araçları yok tabii :)

Günün birinde bir delikanlı gelmiş ve kendisini tanıtmış.

Âkil insan delikanlıya:
“Seni hatırlayamadım.” demiş.

Delikanlı:
“Efendim, benim babam falanca, annem filanca… Dayılarım, amcalarım da şunlardır…” diye ne kadar kendini tanıtan cümleler kurmuşsa da âkil insan hep “Tanıyamadım.” diye karşılık vermiş.

En sonunda âkil insan delikanlıya:
“Kuzum, biz sizde hiç su böreği yemiş miydik?” diye sormuş.

Delikanlı:
“Hayır, yemediniz efendim.” demiş.

Bunun üzerine âkil insan şöyle demiş:
“E o zaman ben seni nasıl hatırlayayım?”

Evet, bağ, bilgiyle değil paylaşımla kurulur. Kişinin kim olduğu (isim, soy, akraba) zihinde kalıcı iz bırakmaz. Ama birlikte yaşanan bir deneyim (örneğin bir su böreği etrafında kurulan sofra) insanları gerçekten bağlar.

İnsanlar seni kim olduğunla değil, birlikte ne yaşadığınızla hatırlar.

Buna dair Elgar H. Schein'ın "Nezaketle Yönetme Sanatı" isimli kitabında yer alan Amy Edmondson'ın bir araştırmasına atıfta bulunan kısmı paylaşmak isterim:

Amy Edmondson, açık kalp ameliyatı yapan kalp cerrahisi takımları üzerinde yaptığı çalışmasında, bazı takımların bu çok zorlu ameliyatı gerçekleştirirken diğer takımlara göre daha iyi işlediklerini rapor etmiştir. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir toplantıda, Edmondson bu analize dayanak oluşturan bir detaydan bahsetti. Edmondson, tüm çalışanların kıdem ve mesleklerine göre oturmaya meyilli olduğu yemekhanedeyken, bu başarılı takımlardan birinin, bir masada birlikte oturduğunu fark etmişti. Birlikte zaman geçirmenin, her birinin kendi meslektaşlarıyla birlikte yemesinden daha önemli olduğuna karar verdikleri belliydi. Bu karar onların birbirlerini daha kişisel bir düzeyde tanımalarını sağlamıştı, ameliyat odasında bir takım olarak daha iyi çalışabilmek için yapmaları gereken şeyin bu olduğunu hissettikleri açıktı. Edmondson'un çalışması, daha karmaşık ameliyat süreçlerini benimseyebilen ve bunu başarılı bir şekilde kullanabilen takımların, takım olarak birlikte öğrenebilmek için özel bir çaba sarf etmek zorunda olduklarını; böylece statü farklarını azalttıklarını ve herkesin içinde bulunduğu karşılıklı bağımlılığın farkında olmasını sağladıklarını gösterdi. Birlikte yemek yemek, ilişkileri kişisel hale getirebilecek birçok faaliyetten yalnızca biriydi.

Buradaki esas nokta, küçük bir değişimin -öğle yemeğinin kiminle birlikte yeneceği- ilişki geliştirmek bakımından büyük sembolik anlamlar taşıdığıdır. Örneğimizde de olduğu gibi, kıdemli doktor kendi astlarıyla birlikte oturarak herkesin içinde kibrini kırmış, bu şekilde çalışanlarını kendisine karşı açık olabilmeleri için güçlendirmiştir. (s. 71, Nezaketle Yönetme Sanatı, Elgar H. Schein, Albaraka Yayınları)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sevgili ChatGPT

PMP Sınavına Hazırlık İçin Yol Haritası

Tüten Bacanın Ardındaki Hikaye